Gönderen Konu: Üzüldüğüm Nokta Budur  (Okunma sayısı 6057 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Harun

  • Administrator
  • Forum Üyesi
  • Yaş: 64
  • İleti: 2880
  • herşey MTK yüzünden...
Üzüldüğüm Nokta Budur
« : Ekim 25, 2007, 01:55:51 »
Arkadaşlar merhaba,

5 Kasım'da her Kasım başında yapılan Hornby distribütörler toplantısına katılacağım. Bu sene Berlin'de yapıyorlar.

Her sene İstanbul'da da yapılması konuşuluyor ama dünyanın her yerinden gelenler olduğu için terör, siyasi durum falan diye düşünerek herkese uymayabilir diye erteleniyor. Eh, dünyanın %70 i falan Türkiye'yi hala peçeli, fesli zannediyor. Gidişat da o yönde zaten ama neyse konumuz bu değil, daldım birden.

Dediğim gibi dünyanın her yerinden bütün distribütörler geliyor, 50 kişiye yakın oluyoruz. Son 2 senedir Hornby grubu büyüdüğü için bu sene daha da kalabalık olacak gibi görünüyor.

Bu katılacağım 7 toplantı olacak. Bu toplantılar benim için başta çok ilginç oluyordu.

Hele ilk katıldığımda bir çok ülke distribütörü ilk defa bir Türk'le tanışıyorlardı. Ve bazıları, biraz gazete okuyan, haber seyredenleri, biraz küstahça ve ön yargılı olarak PKK ile (onlar PKK ya haliyle bizim filmlerde gördüğümüz kahraman IRA militanları gibi bakıyorlardı) neler oluyor gibi.

Bazıları, özellikle Alman ve Kuzey Avrupa'lılar "Bizim oradaki Türkler size hiç benzemiyor" gibi laflar da ediyorlardı.

Tabi bu seneler içinde değişti. Hornby'nin Türkiye'ye her sene gelen bazı müdürleri İstanbul'u anlata anlata bitirememeye başladılar. Hatta New York'la mukayese edenler bile çıktı.

2-3 toplantıya da eşimle katılınca (ayıptır söylemesi o da 3 lisan bilir) sanki çok acaip bir durummuş gibi herkesin ilgi odağı olmaya başladık.

Herhalde "Hayret bişey onlar da bizim gibi insanlarmış" falan diye düşünüyorlardı. Bilenleriniz muhakkak vardır zengin ülkelerde de, üstelik okumuşları bile bazı konularda çok cahil oluyorlar.

Neyse, yani 7 senedir bu toplantılarda ülke tanıtımı da yapmış oluyorum bir taraftan. Çok da hoşuma gidiyor tabi, her ne kadar artık ancak yeni distribütörleri şaşırtabiliyorsam da.

Gene daldım ama esas söylemek istediğim şuydu;

Bu toplantılarda bazı grafikler gösteriliyor ve tüm Hornby/Scalextric ürün satışlarının ülkelere göre dağılımını görebiliyoruz.

Ayıp olmasın diye hangi ülkenin toplam ne kadar sattığı açıklanmıyor ama hangi ülkede % olarak en çok hangi ürünlerin satıldığı açıklanıyor.

Toplam satışlarının içinde en yüksek fiyatlı ürünleri, en yüksek oranda satan ülkeler arasında kim birinci geliyor biliyor musunuz?

Türkiye!

Grafiklerde sıra buna gelince herkes hayretle bana bakıyor.

Yani Amerikada, Fransada, İngilterede, hatta Danimarka, Hollanda gibi milli geliri 35-40 bin USD olan ülkelerde bile en çok orta fiyat grubundaki setler, ürünler satılıyor ama bizde en pahallı ne varsa en çok o satılıyor.

Ve biz en küçük distribütörleriyiz.

İlyas bey tabi ki bir ekonomist olarak hemen teşhisi koyacaktır ama teşhis konsa da bir türlü tedavi edemediğimiz bir durum.

Bu, haliyle model trenlerin çok ötesinde, genel bir problem. Ama burada konumuz oyuncak ve model trenlerimiz olduğu için emin olun bu duruma çok üzülüyorum.

Bazılarımızın 5-10 hatta 50-100 lokosu, çok azımızın kurguları var ve benim bildiğim sadece eski üyelerimizden Abdurrahman Usta'nın belki de dünya çapında büyük bir kurgusu var.

Benim tercihim bir kişiye 350 YTL den 10 loko satmak yerine, 10 aileye 350 YTL den 10 set satmak olurdu. O zaman bu hobi daha çok gelişirdi.

Forumların birinde 10 kişi, birinde 50 kişi kendi aramızda çalıp oynamazdık.

Her sene bu zamanlarda toplantıya giderken, orada karşılaşacağım rakamları düşünüp, hala değiştiremediğimiz Türkiye'nin ekonomik kaderi için üzülüyorum. Tabi buna kader denebilirse.

Bugün de aynısı oldu, malesef.

Selamlar,

Harun





« Son Düzenleme: Ekim 25, 2007, 02:17:48 Gönderen: Harun Yamanlar »

Çevrimdışı E 40 003

  • Ergin Tönük
  • Kulüp Üyesi
  • Forum Üyesi
  • Yer: Ankara
  • Yaş: 54
  • İleti: 30
    • Ergin Tönük TCDD Foto?raflar?
Ynt: Üzüldüğüm Nokta Budur
« Yanıtla #1 : Ekim 25, 2007, 08:49:32 »
Harun Bey,

Hobi konusu dışında olmakla birlikte, ülkemizi hakettiği biçimde temsil ettiğiniz ve tanıttığınız için size gönülden teşekkür ederim.

Modelcilik konusunda duyarlı yaklaşımlarınız ve genelde hobi, özelde model trenciliğin ülkemizde geliştirilmesi konusunda, ticari yaklaşımdan uzak (hatta belki de buna tamamen karşı) bir çaba içindesiniz. Bu çabanızın hakettiği yeri bulacağına inanıyorum.

Ergin

Çevrimdışı İlyas Şıklar

  • ?lyas ??klar
  • Kurul Üyesi
  • Forum Üyesi
  • Yer: Eskişehir
  • Yaş: 61
  • İleti: 851
Ynt: Üzüldüğüm Nokta Budur
« Yanıtla #2 : Ekim 25, 2007, 22:22:53 »
Sevgili harun Bey, biz iktisatta bir malın fiyatı yükselince satın alınmak istenen miktarının azalacağını anlatırız ve iktisat teorisinin belirli bir kısmını bunun üzerine inşa ederiz. Bu genel yaklaşıma aykırı olan bazı tercihler olabilir ki bunlar snop tüketime dönüktür, yani malın fiyatı artınca satın alınmak istenen miktarı da artar. Özellikle marka bazında satış yapılan ürünlerde bunu yoğun olarak yaşarız ve tketicinin bu tutumu piyasa aksaklığına neden olur (yani, piyasanın dengeye ulaşmasınaengel teşkil eder) ve piyasaya müdahaleyi gerektirir (burada müdahaleyi rasyonel davranan iş alemi yapar). Bu sorunuzun ilk kısmını bir ölçüde cevaplıyor sanırım. Sorunun ikinci bölümünde ise rasyonel davranan iş alemi kavramı yatar, biz bu davranışı kar maksimizasyonu (ençoklaması) olarak adlandırıyoruz. Kar maksimizasyonu amacı da firma teorisinin temelini oluşturur.
Bu kısa ama öz iktisat teorisi bilgisinden sonra siz bu şekilde düşünerek ve bu düşüncelerinizi karar ve tercihlerinize yansıtarak
1. Rasyonel davranmıyorsunuz
2. Piyasanın dengeye gelmesine engel oluyorsunuz
3. Bizim derslerde anlattıklarımız doğru değilmiş izlenimi yaratıyorsunuz
4. İyi bir işadamı değilsiniz

Sonuç: Mutlaka bir Hoca'ya görünmeniz gerekiyor...  ;D Sevgiler... İlyas Şıklar
« Son Düzenleme: Ekim 25, 2007, 22:51:59 Gönderen: isiklar »

Çevrimdışı halil

  • Kulüp Üyesi
  • Forum Üyesi
  • Yer: istanbul
  • Yaş: 58
  • İleti: 88
Ynt: Üzüldüğüm Nokta Budur
« Yanıtla #3 : Ekim 25, 2007, 23:29:09 »
Harun merhaba,

senin yurt dışında karşılaştığın olaylar sebebi ile 17 sene yaşadıktan sonra Almanyayı bırakıp Türkiyeye yerleştim. Ama unutmaki zaman her şeyin ilacıdır.

sene 1970  = almanyada Türklere yakıştırılan lakaplardan biri "Knoblauchfresser" yani sarmısak yiyen. Bu arada almacada yemek fiili insanlar için "essen" hayvanlar için "fressen" dir.

sene 1985 = Berlinde Türk restoranında allahın Hansı sağlıklı diye gözümün önünde 25 diş sarımsağı katıksız katır kutur yedi.

sene 2007 = Çalıştığım alman şirketindeki 23 yaşındaki - ki Şirket almanyada 10.000 nüfuslu bir kasabada - işci bana Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaşın ilk onbirini saydığı gibi kendine göre hangi transferlerin yanlış olduğunu anlatıyor.

zaman değişiyor. Tabiki bazen lehimize ama bazende alehimize.

Ayrıca benim tanıdığım tüm Avrupalı iş adamları Türkiyeye hayranlar. Burdaki dinamizm, hız, risk alma isteği adamları büyülüyor.


Halil

Çevrimdışı Harun

  • Administrator
  • Forum Üyesi
  • Yaş: 64
  • İleti: 2880
  • herşey MTK yüzünden...
Ynt: Üzüldüğüm Nokta Budur
« Yanıtla #4 : Ekim 26, 2007, 01:16:02 »
İlyas bey,

Hazır sizden faydalanma ortamı doğduğuna göre bu fırsatı kaçırmayayım.

4 maddelik tespitleriniz için hocaya gideceğime İstanbul'a geldiğinizde size görüneyim.:)


Metin bey,

"5-evlenince sukut-u hayale uğrayacak" demişsiniz. 27 senedir beraber olduğum kişiyle 22 senelik evliyim.:)

Yani 5. madde şimdilik geçerli değil.

Sevgiler,

Harun

Çevrimdışı halil

  • Kulüp Üyesi
  • Forum Üyesi
  • Yer: istanbul
  • Yaş: 58
  • İleti: 88
Ynt: Üzüldüğüm Nokta Budur
« Yanıtla #5 : Ekim 26, 2007, 11:30:04 »
Metin bey merhabalar,

öncelikle tabiki üzerime alınmadım.

sizin değindiğiniz konu, yani bizi enayi gibi görmeleri hakkında çok güzel bir laf var:

ortakpazar, onlar ortak bizde pazarız. İşin bu kısmına bakarsak haklısınız. Özellikle 2001 krizinden sonra - her na kadar döviz düşükte olsa, faizler düşsede yani ortalık güllük gülüstanlık olsada  ;D - özellikle finans sektörünü nerdeyse tamamı ile yabancılara kaptırdık.

ama unutmamak lazım ki büyük adımlar hep zaruriyetten yokluktan çıkar. bu çerçevede sizin verdiğiniz örneklere göre her ne kadar devede kulak kalsada yurt dışına açılıp çok başarılı olan firmalarda var. Örnek olarak Tırsan firmasını verebilirim. Tırsan kendi adı altında (hiç bir yabancı firmanın taşaronu olmadan ) 10 senedir avrupada çatır çatır treyler satar ve belli bir namıda vardır. Ayrıca 1998 senesinde Almanyada kendi fabrikasını kurup 2002 - 2007 senelerinde 3 adet avrupalı firmayı bünyesine kattı. Tırsan şu an orta avrupadaki en büyük ve önemli Tanker üreticisi konumunda.

Bunu anlatmaktaki amacım kesinlike Tırsanın reklamını yapmak değil, ama bu memlekette böyle şeylerde oluyor.

Yabancı firmaların sıraladağınız gibi tüm sektörlere girmeleri konusuna da sizin kadar üzülmüyorum. Çünkü nihayetinde bu bir ticarettir. Şirket sahibini ..ok gibi para ile tehdit ederseniz tabiki satar ve hakkıdırda, ama burda üzerinde durulması gereken 2 önemli konu var:
1- türk işadamının şirketini sattığını farzedim. Önemli olan aldığı para ile ne yapacağı. Eğer vizyonu yok ise - zaten o para onun 7 sülalesine yeter - ya çocuğunu dağıtırken televizyonda görürüz, yada gazetede " dünyanın en pahalı yatı, arabası, malikhanesi vsr nin talipliler listesinde " görür ayrıca Türk olarakta bizlerde gurur duyarız. Eğer adam şirketi gelecek görmediği bir sektörden çıkıp ışık girdiği bir sektöre girmek için satıyor ise ne mutlu. Ama bunada sağlam vizyon ve cesaret lazım
2- devletin bu tür satışlardaki fonksiyonu ne? Devlet kendi ekonomi politikasına göre piyasayı yönlendirmiyor ki! Dünyada en liberal ekonomisini uygulayan bir devlet bile bazen işadamına "dur satma, bulunduğun sektör benim gelecekte üzerine oynadığım bir sektör" der. Tabi bunu tehtidlemi der, yada satmamasını cazip halemi getirir o başka. Geçenlerde UN RORO tüm gemi ve hatlarıyla amerikalılara 1 milyar dolara satıldı. Bu şirketin büyük ortaklarından birinin oğlu benim samimi bir tanıdığım. 2007 senesi sonu itibari ile şirketteki hissesine istinaden cebine girecek para 60-80 milyon dolar arası (laf aramızda o paraya be diorama yapılır ;)) Allah afiyetle yedirsin. Ama gerçek olan bundan sonra Türkiyedeki ihracat navlunlarını (ki taşımacılık diğer sektörleri sübvansiyone eden bir sektördür) artık amerikalılar belirleyecek. Artık TIR başına 100 dolarmı 1000 dolarmı alırlar bilemem. Ama bildiğim tek şey isterse fiyatları arttırarak ihracatımızı 2 dakikada kilityiverirler.

Bakın Koreye 40-50 senede devlet politikası ile 3-4 büyük holding yarattılar. Bunlar artık kendi teknolojileri ile - gemiden arabaya, LCD den bilmem neye kadar  - dünyadaki yerlerini aldılar.

Küba bile 1980 lerden sonra rusların şekeri sübvanse edilmiş fiyatlardan almamaya başlamalarından beri ilaç sektörüne yöneldi ve Küba bu gün bu sektörde çok başarılı (kendi geliştirdikleri ilaçlar var).
Biz hala 5-10 senelik planlar ile tekstilden otomotiv yan sanayine ordan beyaz eşyaya zıplayarak günü kurtarmaya çalışıyoruz.

bu kadar başınızı ağrıttım yeter. Ama bende her ne kadar "vatan millet sakarya" diye Bayraklar ile ortalıkta gezinmesem de bu memleketi tüm dezavantajlarına rağmen çok sevdiğim için gaza gelip bunları sizler ile paylaşma ihtiyacını hissettim.

hatam var ise affola

halil

not : verdiğim tüm isimleri reklam amaclı değil sadece somut örnekler vermek için kullandım.